İnsanlar ikiye ayrılır diye biliyordum. İlki “bilmeyenler” kategorisine girer ve eğitim sürecine girdiklerinde öğrenirlerdi. İkincisi ise en tehlikelisi olanlardı ve asla iflah olmayanlar bunlardı. “Bilmediğini bilmeyenler” grubu idi bu ikinci kategori. Sorunun farkında olmadığı için bu kesimin eğitilmesi neredeyse imkansızdı. Bilmediğini bilmediği için mütemadiyen konuşur ve bilgiç tavrı ile cehaletinden kaynaklanan cahilliği bir türlü görmek istemezdi bu tür canlılar.
Sosyal medyanın yaygınlaşmasının sonuçlarından birisi olarak, sokakta görürsek muhatap bile olmak istemeyeceğimiz üçüncü bir tür ile karşı karşıya geldik maalesef. Bunlar “bilmediğini bilmek istemeyenler” olarak sınıflandırılabilir. Çok açık ve etkili bir kanıt sunarsınız ama asla inandıramazsınız. Çünkü bilmediğini bilmek istemediği için iflah olmaz bir bataklıkta yuvarlanıp dururlar.
Pek çoğu gerçek adını kullanmaz veya kim olduğunu ilk bakışta bilebilecek şekilde bir ipucu sunmaz. Bir spor kulübü veya ideolojik bir kavramın arkasına sığınıp oradan ateş etmeyi tercih eder. Bir an aranızdaki perde sıyrılsa ve suratını görüverseniz Allah sizi inandırsın, “hortlak görmüş gibi” olacağınıza adım gibi eminim. Çünkü “bilmediğini bilmek istememek”, yeryüzündeki hemen hiç bir canlı türünün mazhar olmak istemeyeceği bir meziyettir.
Meziyet mi? O da nedir? Beyin yerine, sadece ayakta durabilme işlevini yerine getirmek için gereken beyinciğe sahip bir canlı için meziyet oldukça üst kimlik inşa eden bir kavramdır. Asla “üçüncü yol” gibi bir alternatif yerine konamayacak bu karakter tipi, insanı dünyaya geldiğine pişman eder ve aynı fiziksel özelliklere sahip olmaktan ötürü derin bir utanca garkeder. Üstelik berbat bir gramere sahip olmasına ve ne anlatmak istediği muğlak olmasına rağmen yazı da yazabilmektedir bu tipler.
Bir gün böyleleri tarafından kullanılabilme ihtimali karşısında Sümerler’i dahi yazının icadı konusunda derin tereddüte düşürecek olan bu kimselere karşı kendinizi korumaya alınız lütfen. Olmayan bir zihinden dökülen o ilk cümleyi duyduktan veya okuduktan sonra hızla o mekanı terkediniz. Bir köşeye çekilerek “Allahım! Nolur beni cahillerle karşılaştır” diye dualar ederek elbette… 





Yorumlar